Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi

Anasayfa > Makale ve köşe yazıları > Makale detayı

Soru-Yorum!

Tamer Korkmaz - 13 Ekim 2006 Cuma, Zaman

Milliyet’in Hasan Pulur’u uzun yıllar sonra yaşlı gezegenimize isabet etti…

Hem de ne ediş? Şu sıralar neredeyse bütün yollar/ tartışmalar Pulur’a çıkıyor…

Etinden/sütünden/derisinden istifade ediliyor!

Madem öyle, “Darbeler faydalıdır” yumurtasından da yararlanalım!

---

Hasan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar’ın Peşinde Bir Ömür” adlı kitabında yazdıkları ve bu vesileyle iki gazeteye verdiği röportajla mesleğinin yarım asrını devirdiği bir sırada sahnedeki yerini yeniden almış oldu…

Öncelikle, Pulur’un “Darbeler sanıldığı gibi memlekete zarar vermiyor. Askerî müdahalelerin ülkemizi geriye götürdüğü tezine katılmıyorum.” şeklindeki özlü sözlerini buraya not edelim; yazının sonunda lazım olacak…

Şimdi hep birlikte Hasan Pulur Hatıratı’ndan iki enstantaneye seyahat edelim…

İsmini vermediği bir yazar bir gün kalkmış Aydın Doğan’a gitmiş, Pulur’u şikayet etmiş: “Sizin gazetede kontrgerilla var!” demiş…

Doğan “Kim o?” diye sorunca, “Kim olacak: Hasan Pulur!” cevabını vermiş, “Ona bu gazetede yazı yazdırmayın.” talebini de eklemiş…

Aydın Doğan, “Olur mu öyle iş? Böyle bir şey teklif dahi edilemez.” diye karşı koymuş…

Sonrasında, Pulur’a kontrgerilla diyen kişi Milliyet’e yazar olmuş. Ardından da Sabah’a gitmiş…

(Burada Pulur’a “Kontrgerilla olmadığınızı biliyoruz da peki kontrgerillanın ne olduğunu bilmiyor olabilir misiniz?” diye sormak gerekiyor!)

İkinci karede ise Hasan Pulur’un İpekçi Cinayeti hakkında söyledikleri yer alıyor: “O iş aydınlanmış değil. Ağca vurdu dediler ama başkaları da vurmuş olabilir…

İpekçi’nin meşhur bir defteri vardı. O defter cinayetten sonra veya önce ortadan kayboldu. Abdi Bey’in sekreterinin defteri de aynı şekilde birdenbire kayboldu. Neden kayboldu bu defterler? Arandı, bulunamadı. Bana kalırsa cinayeti tasarlayanların gazetenin içinde adamı vardı herhalde!”

---

Dikkat: Hasan Pulur, bunca yıl sonra en fazla defterlerin nasıl kaybolduğunu sorabiliyor? Daha fazlasını değil!

Suikastın ardından yirmi yedi yıl geçtiği halde, Pulur arzın merkezine seyahat edememişse ya da etmemişse, hâlâ da edemiyorsa, dahası bu suikastın perde arkasına gerçek manada kafa yormuyorsa bunun bir sebebi olmalı değil mi?

Milliyet, bunca yıldır Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı’nın suikastını aydınlatmak için neden üzerine düşeni hakkıyla yapmadı, acaba?

İpekçi Cinayeti’nin zinciri (Paul Henze/Frank Terpil/ Abdullah Çatlı/ Oral Çelik/ Yalçın Özbey/ Mehmet Şener/ Yavuz Çaylan/ M.Ali Ağca) bugün çoktan belli olduğu halde Milliyet veya Hasan Pulur bizlere gerçeği neden bütün çıplaklığıyla anlatamıyorlar/ anlatmıyorlar dersiniz?

İpekçi Suikastı, 12 Eylül öncesinde “darbenin şartlarını” olgunlaştırmak isteyenlerin imza attığı en sarsıcı kontrgerilla tarzı eylemlerden birisiydi…

Çatlı’yı, eline pasaportunu tutuşturarak darbeden hemen sonra yurtdışına gönderen 12 Eylül yönetimiydi…

Hasan Pulur, bunu bilmiyor mu? Bal gibi biliyor…

Şimdi çıkmış hiç utanmadan, sıkılmadan “Darbeler sanıldığı gibi memlekete zarar vermiyor.” diyor…

Merak ediyorum: Darbecilerin/12 Eylül’ün yanında bitişik nizam duran Pulur ile yıllardır İpekçi’nin ardından ağlayan Pulur aynı kişi mi?

Bu makale hakkında

Tamer Korkmaz tarafından yazılan bu makale, 13 Ekim 2006 Cuma günü yayınlanan Zaman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer köşe yazıları

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz tüm makaleleri
Zaman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri