Cumhuriyet’in Emre Kongar’ı yine hızını alamamış, gözü kapalı sallıyor: “Dinciler, mürteciler demokrasiyi savunanlara, irticaa karşı çıkanlara ‘Siz militarizmi destekliyorsunuz/ Siz darbecisiniz’ diye iftiralar atarak şantaj yapıyorlar, onları susturmaya çalışıyorlar...”
Kongar, aynı zamanda bir Cumhuriyet yazarı olan Prof. Celal Şengör’ün “Asker tabii ki darbe yapacak. Niye yapmasın ki?” şeklindeki muhteşem uçuşunu atlamış olmalı!
Darbeciliğin yeni ve popüler yüzü artık -Prof. Şengör...
Ne Kongar ne de bir başkası eline su dökebilir, papyonlu “askerî deprem!” uzmanımızın...
Kariyerine beş yaşında Hava Kuvvetleri üniformasıyla maskotluk yaparak başlamış, Celal Şengör...
27 Mayıs “depremi”nden birkaç gün önce veya sonra iki asker gelmiş, maskotluk için ölçüsünü almışlar; bütün bir yaz Hava Harp Okulu’na gitmiş...
Gözlüğü nedeniyle askerî okula almamışlar ama gidiş o gidiş: Son kertede ne oldu? Emrettiler; Harp Akademileri’nin açılış konuşmasından çıkıverdi...
Bugüne kadar hiçbir general ve amiralle oturduğu yerden konuşmamış: Komutanları aradığı vakit mutlaka ayakta arıyormuş!
Onlardan telefon geldiğinde ise tak ayağa kalkıyormuş!
Askerler onu görmeseler de böyle yaptığını bildikleri için “Rahat” diyorlarmış: “Rahat!”
Durun daha bitmedi: Bir keresinde oğlunun Alman Lisesi’nde yapacağı bir takdim için mareşal üniforması lazım olmuş. Uygun bir üniforma bulunamayınca bir günde mareşal üniforması dikivermişler. Oğlu evde üniforma ile otururken, Sivil Celal Paşa çocuğundan çoraplarını isteyecek olmuş...
Sonra birden duraksamış: Şöyle bir üniformaya bakmış!
Amanın? Koskoca mareşalden çorap istenir mi? Kalkmış çoraplarını kendisi almış!
Rahmetli Ayhan Songar bu gibi durumlarda “Ben hemen bir ambulans gönderiyorum!” diye olay mahalline telefon ederdi ya, neyse: O kadar da uzun boylu değil, yani...
Bütün bunların ardından; top sakalı nedeniyle askerî alanlara alınmayan bir arkadaşım kalkmış bana “Prof. Şengör bu sakalı ile hayret nasıl YÖK’te bir sorun yaşamıyor veya nasıl oluyor da Harp Akademileri salonunda konuşma yapabiliyor?” diye fevkalade lüzumsuz bir soru sorabiliyor!
Askerliği filmin başında her ne kadar eski ünlü darbecilerden Muhsin Batur tarafından engellenmiş olsa da; Celal Şengör en az gerçek paşalar kadar paşa, benim diyen darbecilerden daha darbeci...
“Silahsız Kuvvetler”de nüfusa kayıtlı görünüp de sivilde paşalık çalışanların icraatlarına bakmak lazım, asıl...
27 Mayıs’ın “Matbuat Muhafız Alayı”ndan 28 Şubat’ın “Bir Kısım Medya Paşaları”na kadar; üç artı bir duvardan duvara tafsilatlı askerî müdahale ansiklopedisinde emir demiri keser kıvamında vazife yapmış çok sayıda apoletli meslektaşımızın öyküsüne vakıfız, haliyle...
12 Eylül öncesinde “Darbe için hâlâ ne bekliyorsunuz?” diye askerlerin kapısını aşındıran kimi vekillerin gerçekte Özel Harp Dairesi’nden “vazifeli” olarak TBMM çatısı altına yerleştirilmiş olduklarını da emekli komutanlardan Kemal Yamak’ın anılarından öğrenmiştik, ya!