Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi

Anasayfa > Makale ve köşe yazıları > Makale detayı

En iyi çare halkı kapatmaktır: Rejim kökten ferahlar!

Tamer Korkmaz - 10 Ekim 2006 Salı, Zaman

Bir an için -Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş “laik rejimi savunmak için” Kaçkar’lara çıkmış sandım!

Yok, daha neler? Vaziyet, tabii ki o kadar vahim değildi…

Savaş, uydu aracılığıyla Rize’den yayın yapan Kaçkar Televizyonu’na canlı telefon bağlantısıyla çıkmıştı…

28 Şubat sürecinde RP ve FP’ye kapatma davası açmış bulunan Vural Bey, “Savaşan Şahin” günlerinin nostaljisini yaşamış olmalı ki, eskisi gibi esip gürledi: “-Ülkede irtica tehlikesinin daniskası var. Ben görevde olsaydım, AKP’ye kapatma davası açardım!”

---

Vural Savaş, yakın zamanlara kadar Türkiye’de kim laik, kim anti-laik bunu en iyi ölçen adamdı. Yani, resmen Vural Sayaç’tı…

Kapatma davası açmak ne demek; Vural Savaş’ın elinden gelse darbe bile yapardı: Ne çare ki, zat-ı devletleri artık görevde değil!

Şayet olsaydı, AKP’ye kapatma davası açmak da onu kesmezdi: Rejimin temelli ferahlaması için halkı kapatma cihetine giderdi!

Vural Savaş, adı rejimle özdeşleşmiş bir şahsiyetti…

Aynen Yekta Güngör Özden, Nusret Demiral, Nuh Mete Yüksel gibi…

Yekta Bey, 12 Eylül döneminde Beşibiryerde’nin paltosunu en iyi tutan yargı adamıydı…

Anayasa Mahkemesi Başkanı iken tam on beş partinin kapısına kilit vurdu, ama ne yazık ki 2002’de kurduğu parti seçimlere katılma yeterliliğine ulaşamadı. Kendisini bu topraklardaki seçmene oylatamamış olması hâlâ kalbimde yaradır!

Siyasete birlikte atıldıkları Vural Savaş’la yollarının ayrılması da “rejim adına” fevkalâde büyük bir kayıptır…

Ya, bir zamanların kudretli DGM Başsavcısı Nusret Demiral’a ne demeli? O dönemde, şöyle bir cemaline bakıldığında “Efendiler, adına devlet dediğimiz hükmü şahsiyet işbu şahısta mündemiçtir!” söylevini tetiklettiren bir sima idi…

Emekli olduktan sonra siyasete atılmış ancak baltayı taşa vurmakta gecikmemişti: ‘Türkçe Ezan’ okumak arzusuyla müezzinliğe soyundu; MHP’den demir almak zorunda kaldı…

Bir de Ankara DGM eski Başsavcısı Nuh Mete Yüksel vardı: Merve Kavakçı’nın evine “gulyabanilerde inecek var” makamında gece yarısı operasyonu düzenleyerek tarihe geçti. “Kapıyı açmazsanız kırarım, illaki içeri girerim!” şarkısı ile zorbalığın zirvesine çıktı…

En büyük zaafı, postacının kapıyı iki kere çaldığını unutmaktı: Mecburi nedenlerle Yeşilçam’a transfer oldu; “Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak”ta oynadı!

Bütün bu zapturapt şahsiyetler çoktan emekli oldular. Eh, onlar vitrinde olmayınca haliyle laiklik tehdit altındaymış gibi geliyor, kimilerine…

O nedenle, Vural Savaş’ın Kaçkar televizyonuna telefonla bağlanması bile yüreklere su serpti: Özellikle de Cumhuriyet gazetesinin yüreğine!

Savaş’lar, Özden’ler, Yüksel’ler gitmiş olsa da “Endişeye asla mahal yok” derim, ben…

Şimdilerde hepsinden daha kalite, daha karizmatik bir laikçimiz var: Kendisini Harp Akademileri’nin açılış konuşmasından, ondan önce de Deprem Uzmanları Süper Ligi’nden tanıyorsunuz…

Elbette, Prof. Dr. Celal Şengör’den bahsediyorum…

En son “Ordu tabii ki darbe yapabilir. Niye yapmasın?” diyerek “iç hizmet kanunu madde otuz beş” dalında herkesi sollayıverdi…

Zat-ı darbeleri aynı zamanda deprem uzmanı ya; olası İstanbul depreminde rejim yıkılır falan sanıyor! (Devamı Var)

Bu makale hakkında

Tamer Korkmaz tarafından yazılan bu makale, 10 Ekim 2006 Salı günü yayınlanan Zaman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer köşe yazıları

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz tüm makaleleri
Zaman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri