Peşinen söyleyeyim: Bu hamurdan asla yeni bir 28 Şubat çıkmaz. Çıkması söz konusu dahi olamaz...
28 Şubat sürecini cansiperane bir biçimde desteklemiş, mutfağında MGK’ya ağızlara laik mizansen haberler pişirmiş olan Egemen Medya, son günlerde birbiri ardına yapılan laiklik konuşmaları vesilesiyle “İkinci 28 Şubat’ın eli kulağında; geldi, geliyor” havası vermeye çalıştı...
Bu bir “psikolojik harekât” klasiği idi...
Ancak tutmadı, tutması mümkün de değildi...
Hepsinden evvel, kamuoyu ne olduğunu büyük ölçüde bilmese de, son dönemde Türkiye’de köprülerin altından epeyce sular aktı....
1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ve MGK’daki yapısal değişiklikler hayati kilometre taşları olarak Türkiye’nin yörüngesini farklı bir eksene oturttu...
28 Şubat’ın cuntacıları ve onların izinden gidenler büyük güç kaybına uğradı...
Artık “Paşalar bombaladı”/”Askerler çok sert çıktı” diye manşetler atarak “İrticaa karşı topyekun savaş” nidalarıyla toplumu güdüleme şansları yok...
---
Üç kuvvet komutanı, ardından Sezer, finalde de Genelkurmay Başkanı konuştu...
Malum medyanın buradan bir 28 Şubat çıkarma gayreti beyhude bir çabadır...
Cumhuriyet’te bir süre önce İsmailağa Cemaati’ne sille tokat gerekir yollu atışlar yapan Apoletli Medya’dan duayen bir komutan yazar “Kara, Deniz, Hava komutanları konuştu ama Jandarma Komutanı’ndan hâlâ ses yok” diye yakınıyordu!
28 Şubat özlemcilerinin psikolojilerini görüyorsunuz değil mi? Bu gibileri aslında darbeden aşağısı kurtarmaz!
Askerlerin ve Sezer’in peş peşe “irtica”dan bahsetmeleri kamuoyu nezdinde arzu edilen desteği bulmadı...
Neden? Durup dururken, ortada hiçbir şey yokken bu kadar irtica vurgusu yaparsanız bu laflar havada kalır...
Hatta, tersinden iktidar partisine oy olarak bile yazılabilir.
Askerlerin konuşmalarını “Yeni 28 Şubat geliyor” diye algılatmak isteyen Medya Paşaları, konumlarını ve etkilerini yitirdikleri halde “Güç hâlâ bizde” izlenimi vermek isteyen kimi çevrelerin sazlarını çalıyorlar!
Son günlerde olup biteni “Yeni 28 Şubat’ın ayak sesleri” diye algılamak; tuzağa düşmek, 28 Şubat heveslilerinin ekmeğine yağ sürmek demektir...
Org. Büyükanıt’la birlikte öncekinden çok farklı/yeni bir dönemin kapısının açıldığını söylemeye çalışanlar hepimize yanılsama yaptırmak istiyorlar...
Askerlerin son konuşmaları, Org. Özkök dönemindeki (2002-2006) genel çizgiyi, TSK’daki ana akımın konumunu değiştirmez...
28 Şubat kulvarında koşmuş olanların yeniden hakim bir çizgi meydana getirmeleri mümkün değil...
Son çıkışlara Çankaya Seçimi ile bağlantılı olarak bakmakta fayda var...
Bu bağlamdaki gerilim yükselirse, böyle bir gerilim Çankaya yolundaki Erdoğan’ın hareket alanını daraltmaya yarar...
Erdoğan’ın, Org. Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı kararnamesini teamüllere aykırı bir biçimde YAŞ arifesinde apar topar çıkarmasının altında Çankaya arzusu vardı...
Bu konuyla ilgili olarak da “köprülerin altından çok sular aktı” örneğindeki gibi ezber bozan bir cümle kuralım: Tersine, Başbakan’ın bu tavrı Çankaya amacı için negatif bir durum oluşturmuştur!
Erdoğan’ın ABD ziyaretini daha ziyade Çankaya ile ilintili olarak değerlendirmek gerekiyor...
Halbuki, Erdoğan’ın Çankaya yolu Washington’dan geçmiyor: Başbakan’ın, Org. Özkök döneminde Türkiye’de nelerin değiştiğini tam olarak görebildiğini sanmıyorum...