Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi

Anasayfa > Makale ve köşe yazıları > Makale detayı

Üç laiklik konuşması

Tamer Korkmaz - 03 Ekim 2006 Salı, Zaman

BİRİNCİ KONUŞMA:
eniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu Deniz Harp Okulu’nun eğitim yılı açılışında ‘Türkçe Ezan’dan söz etti…

Ezanın Türkçe mi, yoksa Arapça mı okunacağı hususu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nı birebir ilgilendiren bir konudur, çünkü!

Karahanoğlu “Türkçe ezan, çok partili siyasal sisteme geçildikten sonra karşı devrimcilere verilen bir ödün olarak kaldırıldı” dedi…

Acaba, öyle mi?

Hürriyet gazetesinin 17 Haziran 1950 tarihli nüshası önümde: Manşette “Ezan bugünden itibaren bütün yurtta Arapça okunabilecek” diye yazıyor…

Alt başlıkta ise aynen şu cümle okunuyor: “CHP de müzakerenin başlangıcında bu karara muhalif olmadığını bildirdi.”

Demek ki neymiş? CHP de Türkçe Ezan’a destek vermiş!

Bu topraklardaki dindarlara hayatı zindan eden Milli Şef İsmet İnönü dahi “karşı devrimcilerin adamı” imiş meğerse!?

Ezan, ancak orijinal haliyle evrenselliğini koruyabilir. Dünyanın herhangi bir yerinde ezan okunduğu -ancak Arapça aslına uygun okunursa anlaşılabilir. Bu nedenle, Türkçe ezan da İngilizce, Japonca, Sanskritçe vs. ezan da olmaz.

---

İKİNCİ KONUŞMA:

Cumhurbaşkanı Sezer TBMM kürsüsünden yaptığı son konuşmada tam kırk sekiz defa “laiklik” dedi!

“Her ülkenin kendisine özgü bir laikliği vardır” diye konuştu…

İşte tam da bu nedenledir ki, Cumhurbaşkanı değil kırk sekiz kez, iki bin altı yüz kırk sekiz defa laiklik dese bile gerçek manada bir laiklikten söz etmiş olamayacak!

Sezer’in laikliği kendinden menkul…

Laikliğin evrensel özüyle alakası yok…

Cumhurbaşkanı uluslararası hukuk demesini gayet iyi biliyor ama sıra laikliğe gelince evrensel laiklik diyemiyor!

“Her ülkenin kendi şartlarına uygun laiklik”ten söz etmek, dini inançlarını yaşamak isteyen vatandaşlarına peşin peşin “ben laiklik adına seni sopalarım” demektir!

Sezer’in arzuladığı 28 Şubat’vari bir laikliktir…

Yani, dindar insan avına çıkılan/ insanların şakır şakır fişlendiği/takip edildiği/alacakaranlık kuşağı cenderelerine sokulduğu/ baskıcı yöntemlerin, zorbalığın makul görüldüğü bir uygulamadır…

---

ÜÇÜNCÜ KONUŞMA:

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt dün Harp Akademileri Komutanlığı’nda irtica/laiklik ağırlıklı bir konuşma yaptı…

“İrtica tehdidi vardır” diye üstüne basa basa söyledi…

Son dönemde “irticai tehdit” bağlamında yaşanan herhangi bir somut gelişme veya daha teknik anlamda söyleyecek olursak “mevcut ve yakın tehlike” var mı?

Yok! Öyleyse, bir kez daha “irticaı hortlatmak” asker sınıfının egemenlik alanlarını korumaya yönelik bir reflekstir: Gerçekte laiklikle ilgili bir hassasiyetten dolayı yapılmış bir çıkış değildir…

Org. Büyükanıt konuşmasında “Her fırsatta laikliği yeniden tanımlayalım diyenler yok mudur?” diye sordu…

Böylelikle, TBMM Başkanı’nın 23 Nisan’daki sözlerine dolaylı bir göndermede bulundu…

Peki, laiklik yeniden tanımlanmalıdır demek suç mudur?

Laiklik evrensel esaslarına uygun bir biçimde tanımlanmadığı/uygulanmadığı sürece yani özgürlükçü olmadıkça bu topraklarda din-laiklik krizleri hiç bitmez…

Bu yapılmadıkça DEVLET’le MİLLET’in barışması da mümkün olmaz…

Bu makale hakkında

Tamer Korkmaz tarafından yazılan bu makale, 03 Ekim 2006 Salı günü yayınlanan Zaman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer köşe yazıları

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz tüm makaleleri
Zaman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri