Cumhurbaşkanı Sezer, bu defa da ODTÜ’de “dogma ve boş inançlar”dan söz etti...
Neyin dogma, neyin boş inanç olduğunu yine söylemedi! Dolayısıyla, İslam dini ile sorunu olduğu yolundaki kanaati iyice kuvvetlendirdi...
Sezer ve Papa gündemlerinin Türkiye’de pişti olduğu bir hafta yaşadık: Öyleyse buyurun “İki Resim Arasındaki Yedi Farkı Bulunuz” yarışmasına!
İlkini ben söyleyeyim: Sezer “Sadece alıntı yapmıştım. Bunlar benim düşüncelerim değildi. Yanlış anlaşıldım.” bile demiyor...
Dogmatik laikliğini sergilemeye devam ediyor...
---
Cumhurbaşkanı, ODTÜ’nün açılış töreninde konuşurken “Yükseköğretimdeki sorunların siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini” vurguladı...
Yani, YÖK’le karakucak çalışan hükümete laf vurdu...
Siyaset üstü yaklaşım deyince orada duralım: Hepsinden evvel, Sezer’in ODTÜ çıkarması anahtar teslimi siyasi bir programdır!
YÖK, CHP’yi bile sollamış, çoktan beri ‘Ana Muhalefet Partisi’ görevini icra ediyor...
Açılışta Sezer’i ağırlayan Prof. Ural Akbulut ise gerçekte ‘ODTÜ Rektörü’ değil; CHP Meclis Grubu’nda kürsüye çıkıp 27 Mayıs dolaylarından türküler okuduğundan beri fiilen CHP ODTÜ Milletvekili’dir!
27 Mayıs sonrasına yetişebilseydi kendisini garanti CHP ‘Ordu’ Milletvekili yaparlardı: 80 öncesinde de, sayın rektörden ağızlara laik bir ‘CHP Kontenjan Senatörü’ olurdu ya, neyse... Akbulut, ODTÜ’de Sezer’i görünce iyice coşmuş...
“Bazı çevreler şeriat özlemlerini gerçekleştirme yolunda engel tanımaz hale geldi: Kimse sabrımızı zorlamaya kalkmasın!” diye efeleniyor...
Cuntacı general edasıyla konuşuyor. Eh, aylardan Eylül; üstüne bir de Tayland’dan Evren Paşa’vari beşibiryerde darbe haberi gelince: Heyecanlanmış olmalı, Rektör Bey!
Danıştay saldırısını dindar kesime yamamaya çalışan imalarda bulunuyor, Akbulut: Danıştay saldırısının bir provokasyon olabileceğini zerre kadar sorgulayamayan, dogmalardan kurtulamayan bir bilim adamı ile karşı karşıyayız, netekim...
Hani, aklımız/fikrimiz/vicdanımız hür olacaktı!
---
Laikçi Medya, “Bütün siyasilerin yuhalandığı ODTÜ’de Sezer’in büyük bir sevgi gösterisiyle karşılandığını” iftiharla sunuyor: Öğretim üyeleri, Sezer’i uzun süre ayakta alkışlamışlar; öğrenciler de kendisine alkışla tempo tutmuşlar!
Bu muhabbetin “Dinci İktidar’a Karşı Sosyal Demokrat ve Laik Cumhurbaşkanı” hesabı yoğunlaştığı bal gibi ortada...
ODTÜ’nün solcu öğrencileri, Sezer’in İsrail ziyaretinde “Hamas’ı devletimiz değil, AKP hükümeti çağırdı” diyerek yaptığı gözbağcılığı da salt bu nedenle yemiş olmalılar!
Finali, ODTÜ tarihinden ‘fıkra gibi’ yaşanmış bir öykü ile yapalım: 12 Mart’tan iki yıl kadar önce, ODTÜ’de ABD’ye ve Amerikancılara gösterilen tepkinin zirvede olduğu günler...
Solcu Rektör Kemal Kurdaş sonradan “Morrison Süleyman”a meyledip, ABD Büyükelçisi Kommer’i de üniversiteye davet edince kıyamet kopar. Büyükelçinin aracı yakılır....
Protestocu öğrenciler muntazaman her gün rektörlüğün önüne gelip “Satıl/mış Rek/tör!” diye bıkıp usanmadan bağırmaya başlamışlar...
Öğretim üyelerinin yemekhanesi tam da rektörlüğün girişindedir: Yemekhanenin de çok efendi, pek mütevazı bir komisi vardır: Adı, Satılmış!
Öğrenciler, ısrarla “Satılmış Rektör” diye bağırdıklarında komi Satılmış’ın yüzü kızarır, titrer ve de acayip terlermiş...
Hocaların yanına gelerek yalvarırcasına, “Ben yapamam, ben rektör olamam. Yapmayın, etmeyin” diye inlermiş, Satılmış!