Papa, açık ve net bir biçimde özür dilemiyor…Onun yerine, “Derin üzüntü duyuyorum.” diyor. “İslam hakkında Ortaçağ’a ait bir görüşten alıntı yaptığını” söylüyor ve “bu görüşü kişisel olarak paylaşmadığını” vurguluyor: Geri adım çalışıyor…
---
Papa, işbu “alıntı” ile İslam’a ve Peygamberimiz’e açıkça hakaret etti…
Ortaçağ’a ait bir görüşü aktarmasının nedeni onun içeriğine yönelik bir eleştiri veya kınama değil: Böyle bir ifade doğallıkla kişisel görüşü olarak algılanacaktır. Zaten bundan dolayı dünyanın dört bucağından büyük tepki gördü. Yani, ortada yanlış anlama/algılama falan yok.
Batı’daki birçok gazete Papa’yı savunamıyor ve özür dilemesi gerektiğini hatırlatıyor. NY Times, Papa’nın sözlerini “tehlikeli ve trajik” olarak değerlendiriyor; “Daha önce de Hıristiyanlarla Müslümanlar arasına nifak tohumu atmıştı. Papa samimi özür dilemeli.” diye yazıyor!
Papa 16. Benedict, Türkiye’nin AB üyeliğine kafadan karşı çıkmış; bu karşıtlığını da ‘din farkı’ ile temellendirmişti!
Papa’nın “din çatışması”nı körükleyen ve tüm dünyada gerilimi yükselten bu son ‘harekatı’ Bush’un politikaları ile örtüşen bir çizgi...
ABD Başkanı’nın 11 Eylül’den hemen sonra “Haçlı Seferi”nden söz ettiğini hatırlayalım. Bunun bir sürçülisan olmadığı o zaman da belliydi; sonrasındaki kanıtları da yaşayarak gördük…
“Radikal İslam”a karşı bir söylem geliştirilmiş görünse de, bu tel tel dökülen bir numara; gerçekte İslam dinini ve Müslümanları hedef alan bir cephenin varlığı çok açık bir gerçek…
Papalık, dini olduğu kadar siyasi bir kurum: Son hakaret siyasi bir pozisyon alışla ilgili…
Somali’de bir rahibenin öldürülmesi, Filistin’de ise iki kilisenin yakılması gibi hadiselere dikkat ediniz. Alman Die Welt gazetesi bu olayları işaretlerken, “İşte tam da Papa’nın sözlerinin haklılığını kanıtlayan gelişmeler!” diye yazıyor.
Papa’nın İslam’la ilgili çıkışının planlı olduğu son derece açık: Öyleyse, aslında ne yapılmak istendiği yeterince belli değil mi?
Danimarka’daki hakaretamiz karikatürle patlayan kriz hafızalarımızda tazeliğini koruyor: O İslam karşıtı filmin rejisörü ile bu son Papa filminin yönetmeni tek yumurta ikizi!
---
Ankara, son krizin Papa’nın Türkiye ziyaretini etkilemeyeceğini açıkladı: Papa, Cumhurbaşkanı Sezer’in resmi davetlisi olarak 28 Kasım-1 Aralık tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret edecek…
Hangi yüzle gelecek? Onu o vakit göreceğiz!
Vatikan’ın İstanbul Temsilcisi, “daveti geri çekmediği için” Sezer’e minnettar olduklarını beyan etti…
Sezer, Papa’nın İslam’a ve Peygamberimiz’e hakareti karşısında sessiz kalmıştı…
Hürriyet gazetesine konuşan bir “diplomatik kaynak” Papa’ya resmi tepki gösterilmemesinin nedenini, “Türkiye din devleti değil, laiktir!” diye açıklamış…
Sezer’in de böyle düşündüğü muhakkak: Cumhurbaşkanı, konu Türkiye’deki dindarlar olunca tepki gösteriyor, bunu elbette biliyoruz! Sezer’in böyle davranmasının sebebi ile Papa’ya zerre kadar tepki göstermemesinin gerekçesi aslında laikliğin evrensel ölçütlerini kullanmaması ile doğrudan bağlantılı bir husus!
Kimi laikçi yazarlar da “Başbakan ve Diyanet İşleri Başkanı Papa’ya neden tepki gösterdi: İslam’ın sözcüsü biz mi olmalıyız?” diye şekva ediyorlar!
“Bardakoğlu’nun açıklaması Avrupa’da Türkiye’nin Müslüman ülke imajını güçlendiriyor.” diye yakınıyorlar!
Laiklik kisvesi altında yapılıyor, bütün bu muhabbet…