Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi

Anasayfa > Makale ve köşe yazıları > Makale detayı

Hasıraltı Cemaati!

Tamer Korkmaz - 12 Eylül 2006 Salı, Zaman

Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Cumhuriyet’e bağlı uçaklar bir haftadır İsmailağa Cemaati’ni bombalıyorlar!

Neden? Egemen Medya, İsmailağa olayındaki rolü itibarıyla gerçek bir ‘Hasıraltı Cemaati’ de ondan…

Provokasyonun merkezine seyahat edilmesini engelleyen yayınlar birbiri ardına geliyor; İsmailağa Cemaati’nin üzerine “Bunlar Dinci Çete” diyerek çullanan gözbağcı manşetler gırla gidiyor…

Cemaat, mağdurken hedef haline getirilmiş durumda…

Emekli imamın öldürüldüğü çoktan unutuldu; cemaati “cani” göstermek maksadıyla sadece ‘linç’ hadisesi öne çıkarıldı; neticede Türkiye’nin bir kez daha nur topu gibi bir “irtica kampanyası” oldu…

Bu provokasyonla İsmailağa cemaati mensuplarının ayaklanması, sokaklara dökülmesi, oraya buraya saldırması bekleniyordu. Ama olmadı: Birilerini artı malum medyayı çıldırtan da bu olsa gerek!

Cemaat mensubu Remzi Koç, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede “İsmailağa imamını öldüren de linç edenler de cemaatten değildi” diyor!

Egemen Medya’nın kamuoyundan gizlemeye çalıştığı temel gerçek işte bu ifadede yatıyor…

İsmailağa için “Kim koruyor bunları?” diyerek hedef şaşırtan Sabah’ın ‘Teke Tek’çi Leon’u -nedense “Camideki linci gerçekleştiren Jack Ruby’leri kim koruyor?” diye soramıyor!

“Camide Linç” kampanyasını sürdürenler öldürülen imamı yok sayıyorlar. Cinayetin çözülmesini değil İsmailağa Cemaati’ni hedefleyen yayınlar yapıyorlar!

Sauna Davası sanıklarından Kasım Zengin’in bu yılın şubat ayında polise verdiği ve cemaate yönelik suçlamalarda bulunduğu ifadeler bir kısım medya tarafından yeniden pişirilerek kamuoyunun sofrasına getirildi…

Zengin, ifadesinde -dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır’ın kendisine İsmailağa Cemaati için “Bu tarikatçılarla aranı bozma, haklarında istihbari çalışma yap!” dediğini vurgulamıştı! (Zengin’in polise verdiği bu ifadeler 28 Şubat sürecinde İstanbul’daki bazı dini cemaatlerin içine eleman gönderip istihbarat çalışması yapıldığını ortaya çıkarmıştı.)

Ertuğrul Çakır, 19 Şubat 2006 tarihli Hürriyet’te Kasım Zengin için “Bu adam manyağın teki!” diyordu…

Zengin, bugünlerde Egemen Medya’nın çok tuttuğu bir isim haline geliverdi: Fatih-Çarşamba’daki dindar insanları zan altında bırakan sözleri nedeniyle tadından yenmiyor!

Zengin’in “İsmailağa Cemaati’nin Şeriat Mahkemesi’nde yargılandım!” şeklindeki ifadesi hem Emniyet hem de İstanbul Müftülüğü’nce yalanlandı…

Milliyet ise “İstanbul Emniyeti, Zengin’i doğruladı” diye yazarak söz konusu açıklamayı tersyüz etmekten zerre kadar utanmadı!

Bir yandan Milliyet’e bağlı kuvvetler 28 Şubat’vari üniformalarla İsmailağa Kur’an Kursu’na giriyorlar, irticaı hortlatıyorlar; diğer yandan Sabah muhabirleri öldürülen imamın evine taziye numarasıyla (taziye bahane tezgah haberler şahane) sızmaya çalışıyorlar!

Cumhuriyet’te ise şu tüyler ürpertici satırlar okunuyor: “İsmailağa’daki cinayete bir anlam vermek istiyorsanız, gazetelerdeki fotoğraflarında olaylara karışan Çarşamba’daki insanların yüzlerine bakın. Sakallı suratlardan nefret akıyor: Kara sakallı takkeli başlı sürüye bir tokat lazım!”

Ağzındaki baklayı çıkaran işbu Psikolojik Harekat, provokasyonun ardındaki karanlık gücün yazdığı senaryoya cuk oturuyor: Sütunlarda “Dindarların Kafasını Kırın” çığlıkları atılırken, perdenin arkasında eller ovuşturuluyor!

Bu makale hakkında

Tamer Korkmaz tarafından yazılan bu makale, 12 Eylül 2006 Salı günü yayınlanan Zaman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer köşe yazıları

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz tüm makaleleri
Zaman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri