Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi

Anasayfa > Makale ve köşe yazıları > Makale detayı

Tabusal Alandan Enstantaneler

Tamer Korkmaz - 01 Eylül 2006 Cuma, Zaman

Türkiye’deki iki eğitim danışmanlığı şirketi Bulgaristan’daki bir üniversiteye başvurup “Herhangi bir sorun çıkmayacağına dair garanti verirseniz bu yıl size 110 türbanlı öğrenci getirebiliriz” deyince komşuda da türban tartışması başlamış!

Üniversite başvuruları beklemeye almış; Bulgaristan Eğitim Bakanı’ndan gelecek cevabı bekliyorlarmış…

Bulgaristan üniversitelerinde kılık kıyafet konusunda belirlenmiş herhangi bir kural veya düzenleme bulunmuyor…

Ülkede iki liseli kızın başörtüsüyle okula gitme isteği kısa süre önce Meclis’in ilgili komisyonunda reddedilmişti…

Ancak şimdiki konu üniversitelerle ilgili…

Zaten Bulgaristan Milli Eğitim Bakanı da “Üniversitelerdeki bu sorun ortaokul ve liselerden daha farklı görünüyor. Bu konuyu ciddi olarak ele almalıyız.” diyor…

---

Bulgaristan’da hal böyleyken, Türkiye’de türban yasağının ebedi destekçileri olan Hürriyet ve Milliyet’i “huzursuz bir telaş” almış durumda!

Görünen o ki, komşudaki üniversiteler türbanlı öğrencilere kapılarını açarlarsa Doğan Grubu’nun gazeteleri fena bozulacaklar...

“Bulgaristan Türban Şaşkını” manşetini atan Milliyet, haberin iç sayfadaki metninin yanına AİHM’nin türbanı yasaklama gerekçesini koymuş; komşusuna kaş göz işareti yaparak “Bizim çocukların bahçenizde oynamasına sakın ola izin vermeyin” diyen ebeveyn gibi davranıyor!

Gazete, AİHM kararının Avrupa’daki hiçbir laik üniversite için emsal olamadığı gerçeğini sıkılmadan/utanmadan hasıraltı ediyor...

(Özdemir İnce, AİHM kararı çıktığında “Görün bakın bu kış Avrupa üniversitelerine türban yasağı gelecek” demişti; yazık, hâlâ bekliyor olmalı!)

Hürriyet’in başlığı ise ‘komşuya rejim ihracı’ dozundan biraz daha hallice: “Bulgar Üniversitelerine Türkiye’den Türban Baskısı!”

AİHM kararını veya Avrupa’da “başörtülü devlet memuruna” getirilen yasak haberlerini sürmanşetinden veya birinci sayfasından genişçe vermiş olan Hürriyet, bir süre önce “Almanya’da Müslüman Öğretmene Türban Onayı” haberini 21. sayfasına atarak gizlemeye çalışmıştı...

Kısa bir süre önce de Aytaç Kılınç’la Tempo’nun yaptığı söyleşiyi sürmanşetinden “Devlet Memuruysan Başını Açarsın” başlığıyla kullanan Amiral Gemisi, kamuoyuna “İşte sonunda şu meşhur türbanlı öğretmen de nedamet getirdi” demeye çalışıyordu!

Oysa, Aytaç Kılınç örneğinde tartışılan husus devlet memurunun türban takıp takmaması değildi: Danıştay “Sokakta başörtüsü takması iyi örnek değil” diye karar vermişti, Aytaç Öğretmen hakkında! Yani, “Devlet memuru Aytaç Kılınç” derslere daima başı açık olarak girmişti…

---

Bu memlekette türban yasağı denilince elbette sadece Doğan Grubu’nun kriterleri yok…

YÖK Kriterleri de var: “Çukurova Üniversitesi’nde 30 kişilik türbansavar timi kurabilen, ancak aynı üniversitenin kampüsünde açılan Apo posterleriyle dolu standı bir türlü göremeyenlerden/bir gizli iktidar kriterinden söz ediyorum!

Üstüne bir de Sezer Kriteri eklemekte fayda var: İki ay kadar önce Semra Sezer’in İzmir’deki bir üniversitede katıldığı ‘Kadın Çalışmaları Konferansı’na başı bağlı bir avukat hanım alınmamıştı! Çankaya’daki Sezer Ailesi’ne özgü kamusal alan kriteridir bu, hukukla da zerre kadar ilgisi yoktur…

Bu örnekten ilhamla -laikçiliğimizi kuvvetlendirecek ancak insanlığımızı da tümüyle rafa kaldıracak- acizane bir önerim olacak: Mesela, Sezer’ler markete mi gitti, o anda orası kamusal alan haline dönüşeceği için ne kadar türbanlı kadın varsa anında kırmızı kartla marketten atılmalı ve en az altı hafta markete girememe cezası almalılar!

Bu makale hakkında

Tamer Korkmaz tarafından yazılan bu makale, 01 Eylül 2006 Cuma günü yayınlanan Zaman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer köşe yazıları

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz tüm makaleleri
Zaman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri