Türkçe ansiklopedi, sözlük, genel başvuru ve bilgi sitesi

Anasayfa > Makale ve köşe yazıları > Makale detayı

En büyük kabahati ‘demokrat’ olmaktı!

Tamer Korkmaz - 30 Ağustos 2006 Çarşamba, Zaman

Genelkurmay Başkanlığı görevini önceki gün Org. Yaşar Büyükanıt’a devreden Org. Hilmi Özkök artık emekli bir paşa...

TSK’daki Özkök dönemi Türkiye Demokrasisi açısından örnek bir zaman dilimi olarak anılmayı hak etti...

Bir başka deyişle, Türkiye’de ilk kez bir Genelkurmay Başkanı “Demokrat” olmakla suçlandı!

Org. Özkök “Demokratlığımla iftihar ediyorum. Asıl olması gereken de bu değil mi? Ne yani, demokrat olmak suç mu?” diyerek tarihe geçiyordu…

Bu topraklardaki Darbeci/Cuntacı geleneğin bir yansıması olan “Genç Subaylar Tedirgin” furyası Org. Özkök’ü hedef tahtasına koymuştu…

Büyük tezvirata rağmen amaçlarına ulaşamadılar…

Kamuoyunun hâlâ farkına varmadığı çok önemli bir gerçek var: Ulusalcılığı ile öne çıkan GST Cephesi paşayı görünürde “hükümetle iyi geçindiği için” suçluyordu ama gerçekte Özkök’ü “Milli Duruşu” nedeniyle yıpratmak istiyorlardı!

Devletin hakim milli kanadını temsil eden Özkök’e “Erdelhun Paşa” örneği (Menderes’le birlikte devrilen Genelkurmay Başkanı) üzerinden gözdağı verildi. Ancak Türkiye’de köprülerin altından çok sular akmıştı. GST’cilerin psikolojik harekatı/propagandası akim kalmaya mahkumdu; öyle de oldu…

---

27 Mayıs’ın eli kanlı darbecileri ile onları destekleyen dönemin basını ve CHP’li siyasetçileri Türkiye’ye en büyük kötülüğü yapanlar arasında özel bir yere sahiptirler…

Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam edilmeleri bu topraklarda hâlâ kapanmayan yaralar açtı…

ABD’nin sadece 27 Mayıs darbesinde değil idamlardaki lokomotif rolü de kesindir…

Menderes’in asılmasından sonra Genelkurmay Başkanları, Başbakanları amirleri gibi görmek istemediler!

Ordu’nun siyaset üzerindeki derin etkisi bu iki makam arasında olması gereken ilişkiyi (fiilen) tersine çevirdi…

Güreş-Çiller örneğinin istisnai (kişisel) durumunu o dönemde yapısal bir değişiklik yaşanmadığı için göz ardı edecek olursak; Org. Özkök dönemi bir ilki gerçekleştirdi ve Ordu-Siyaset ilişkilerindeki normalleşme çok büyük bir mesafe aldı…

Özkök’ün “Biz askerler olarak kendimizi her konuyu en iyi bilenlerden saymıyoruz” cümlesi dahi tek başına bu dönemin farklılığını anlatmaya yetiyor…

Örneğin, “Darbeci Paşalar’ın Zekeriya Beyaz’ı” Kenan Evren’den böyle bir söz duymak sürrealist bir filmde hatta rüyalarımızda bile mümkün değildi!

---

Genç Subaylar Tedirgin’ciler ve onların medyadaki destekçileri, Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt’tan -her fırsatta hükümete pata küte girmesini isteyecekler. Daha ilk günden/ilk konuşmalardaki irtica vurgularından yola çıkarak “Vur Vur İnlesin” demeye başladılar…

Ne var ki, bu “gayrete getirme” çabalarının sonuç alma şansı yok…

TSK’nın demokrat yörüngesinden çıkması/çıkarılması mümkün değil: Devletin hakim ana ekseni ‘Ulusalcı’ değil MİLLİ bir duruşa sahip. Bu, en önemli faktör…

Büyükanıt döneminde TSK’daki üslup Özkök’ten farklı olacak; ancak bütün her şey demokrat kulvarın içinde olup bitecek…

Büyükanıt’ın teamülün dışına çıkılarak ilk gün atanması Erdoğan’ın tercihiydi: Gelgelelim, Başbakan’ın (Sezer’in de desteklediği) bu hareketi doğru değildi. Büyükanıt için dahi sürpriz olan bu gelişme ile ortaya çıkan kimi sıkıntıları Org. Özkök’ün bertaraf ettiğini vurgulayarak noktayı koyalım…

Bu makale hakkında

Tamer Korkmaz tarafından yazılan bu makale, 30 Ağustos 2006 Çarşamba günü yayınlanan Zaman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer köşe yazıları

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz tüm makaleleri
Zaman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri