Önce bir ‘fikri takip’ notumuz var, onu kayda geçirelim... Uluslararası Af Örgütü yayınladığı raporda İsrail’in Lübnan’da sivil hedefleri kasten vurduğunu açıkladı. İsrail eylemlerinin savaş suçu olduğu vurgulandı!
Bu haberi, İsrail ağzıyla yazan zatın yönettiği gazetede didik didik aradım ama bulamadım! Amiral Gemisi’nin yönetmeni, Le Monde’a konuşan bir Lübnanlıdan yola çıkarak Hizbullah’ın binaların tepesinden İsrail’e füze attığını, İsrail’in de kendini savunmak için buraları vurduğunu iddia ediyordu...
Sonuç: Kamuoyunu istedikleri kadar güdülesinler, bebekleri katleden İsrail’i temize çıkarmaları mümkün değil...
---
Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki devir teslim töreninde -Sezer’in çevresini saran gazetecilerin peş peşe gelen sorularına maruz kaldığını gören- Org. Hilmi Özkök Cumhurbaşkanı’na yaklaşıp “Efendim bir işaretiniz yeter, isterseniz sizi kurtarırım” diyerek hoş bir espri yapmış...
Sezer ise “Buna ihtiyacım yok” diyerek Özkök’ü bozmuş; ortam buz kesmiş...
Şimdi ne oldu? Bu ters cevapla veya “sert tavır”la laiklik mi kurtuldu? Anlaşılan bundan böyle kamusal alanda espri dahi yapılamayacak!
Sezer’i Org. Özkök’e karşı böyle davranmaya iten sebep nedir acaba? Genelkurmay Başkanlığı’nı dün Org. Büyükanıt’a devreden Özkök Paşa’nın dört yıl boyunca sergilediği demokrat tavrı veya milli duruşu mu?
Sezer’in bu davranışının altında -özellikle son beş ay içinde- devletin zirvesinde yaşanan çok çarpıcı gelişmeler var sanki!
---
Sezer, Lübnan’a asker gönderilmesine karşı olduğunu net bir dille söyledi. Bu çıkışı hükümete muhalefet etmek için yapılmış gibi dursa da, Cumhurbaşkanı’nın tavrı İsrail ziyaretindeki çizgisi ile bağdaşmıyor!
Hafızalarımızda hâlâ taze: Sezer İsrail’e gittiğinde “Hamas’ın Ankara ziyareti devletin kararı değildir, AKP’nin işidir” diyerek “gönül alma”ya çalışmıştı...
İsrail hükümeti Türkiye’nin Lübnan’a asker göndermesini istiyor. Öyleyse, Sezer’in buna karşı çıkmaması gerekir!? Türkiye’yi Barış Gücü’nde görmek isteyen Amerikan Dışişleri; “İsrail’den daha İsrail’ci” Şahinler kanadı ise bu işe çok sıcak bakmıyor. Sezer’in sözlerini bu fotoğrafla birlikte okumak gerekiyor...
(Meraklısına Not: Hamas yöneticilerinin Ankara’da ağırlanması, hükümetin değil devletin imza attığı bir hadiseydi.)
Sezer Lübnan’a askere göndermeye karşı çıkınca kimi AKP’li vekiller itiraz etti. Bunlardan biri diyor ki “Sezer karşı ise ben gidilmesinde daha ısrarlıyım. Onun karşı çıktığı bir konu mutlaka faydalı bir iştir!”
Sezer ekseninde ‘tersinden ölçü’ çoğunlukla geçerli olabilir; ama hep böyle olacak diye bir şey yok...
Lübnan yolunda nihai kararı Meclis verecek: Bu, veto edilebilecek ya da Anayasa Mahkemesi’ne götürülebilecek bir karar değil. Sezer’in canını sıkan da bu olsa gerek!
Hükümet dün Lübnan’a asker gönderme işine yeşil ışık yaktı. Cemil Çiçek “Türk askerinin Hizbullah’ı silahsızlandırma gibi bir görevi olmayacak” dedi... Yine de dikkat: Türkiye, Lübnan’a asker gönderme işinde kendi çıkarlarını çok iyi hesap etmeli. Buradaki çerçeve “askerî insani yardım” da olsa şartları iyi ölçüp biçmeli. Tuzağa düşmeye yarayacak bir adım atmamalı...
Ankara, olaya ABD’yi veya İsrail’i memnun etmek için değil; tamamen kendi açısından bakmalı...
Asker gönderme işi provokatif atraksiyonlara kurban gitmemeli: Mesela, Dışişleri Bakanı Gül’ün kaçırılan İsrail askerinin ailesi ile görüşmesinin basına sızdırılması kamuoyuna “Türkiye İsrail’in yanında” mesajı vermek içindi! Ankara’nın 1 Mart Tezkeresi sonrasında Ortadoğu’da-İslam Coğrafyası’nda elde ettiği çok elverişli ve hayati kartı heba etme lüksü yok.