Türkiye, 11 Haziran 1944’ten itibaren ABD Kulvarı’nda koşmaya başladı: 17 Temmuz 1944 ise bu bağımlı ilişkinin yasallaştığı tarihtir…
‘Milli Şef’ İnönü ile açılan bu dönem Bayar-Menderes iktidarının başlangıç kısmında yani 1952’de Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle ivme kazandı…
ABD çizgisinde olan asıl isim Celal Bayar’dı. Adnan Menderes, Türkiye’deki derin devlet yapılanmasının ABD ile 1944’ten itibaren girdiği bağımlılık ilişkisini kucağında bulan ve bunu belli bir süre devam ettiren başbakandır…
(Aynen, ABD derin devletinin Eisenhower dönemi sona ererken planladığı Domuzlar Körfezi çıkarmasını Başkan Kennedy’nin kucağında bulması gibi: Adı geçen skandal haliyle JFK’in üzerine kalmıştı.)
27 Mayıs öncesinde Menderes sanayileşme için istediği kredileri ABD’den alamamıştı…
ABD’ye ekonomik bağımlılık sürerken Washington’ın para musluklarını kısması Menderes’i kuzeye yöneltmişti! Menderes, 1960 Mayıs’ında bir bakanını SSCB’ye göndermiş; kendisi de temmuz ayında SSCB’yi ziyaret edeceğini açıklamıştı…
Jüpiter füzelerinin kurulmasına hazırlanıldığı bir esnada Menderes’in rotasını Moskova’ya çevirmesi (bu bir eksen değiştirme olmadığı halde) Washington tarafından adeta bir ‘kalkışma’ gibi nitelendi…
Aslında, ABD Menderes’i çok daha önce gözden çıkarmıştı: Menderes, ABD-Türkiye bağımlılık ilişkisinin kitabına uygun davranmamıştı da ondan!
NATO’nun TSK’dan talep ettiği personel reformunu Menderes gerçekleştirmedi: Bunu yapacak kudreti de yoktu…
27 Mayıs darbecilerinin 7 bine yakın subayı emekliye sevk ederek TSK’da NATO-ABD’nin istediği “reformu!” acilen hayata geçirmiş olması yeterince manidardır!
27 Mayıs’ın Adalet Bakanı Amil Artus TSK’daki tasfiyeyi ABD’nin istediğini itiraf etmişti. Bu tasfiyenin bağımlılık ilişkisini ne denli derinlere götürdüğü aşikardır…
JFK suikastının ardında ABD derin devletinin bulunduğu günümüzde artık kanıtlanmış bir gerçektir. JFK’in Vietnam’dan asker çekme kararı Amerikan Şahinleri için “bardağı taşıran son damla” olmuştu! Amerikan derin devleti JFK’i komünistlerle işbirliği yapmakla suçluyordu!
27 Mayıs darbesini müteakip Menderes de komünist olmakla itham edilmişti! 27 Mayıs darbesinin ABD patentli olduğu hususunda bugün en ufak bir kuşku yoktur…
---
Bu yılın mayıs ayında MGK’nın üst düzey bir yetkilisi Rusya’ya giderek Putin’le yaklaşık altı saatlik bir görüşme yaptı: Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini daha ileri safhalara götürmesi açısından çok önemli bir görüşmeydi, bu…
Görüşmenin hemen ardından Atlantik’in Öte Yanı’ndan ses gelmesi tesadüf değildi: Bush’un West Point Askeri Akademisi’ndeki diploma töreninde Türkiye’ye “Hayrola nereye gidiyorsunuz?” anlamına gelen “Komünizmin elinden sizi biz kurtarmıştık!” seslenişi bu sebepledir!
ABD’nin Türkiye’yi komünizmin pençesinden kurtardığı tezi bir yanılsamadan ibarettir: İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde ABD ile SSCB dünya çapında nüfuz bölgeleri tesis ettiler. Bu paylaşımın neticesi olarak da Türkiye’ye “ileri karakol” rolü düşmüştü! ABD, 1962 Füze Krizi başta olmak üzere Türkiye’yi ateşe atmaktan hiç çekinmedi. Askeri müdahaleler kurgulayarak da hep kontrolde tuttu…
İşbu bağımlılık filmi yıllar sonra 1 Mart 2003’te Tezkere Krizi esnasında koptu! Ardından MGK’daki yapısal değişikliklerle (2005 Ekim’inden başlayarak) Türkiye tarihte ilk defa ABD’nin yörüngesinden çıktı!
15 Mayıs 2006’da “Derin Ankara”nın Washington’a gösterdiği dik duruş “Artık ateşe atma/atılma devri kapandı” anlamına geliyordu!
Haliyle, 11 Haziran 2006 müthiş anlamlı bir gün olarak tarihe geçti…